ANA SAYFA | FAVORİLERİME EKLE | İLETİŞİM YENİ DOKTOR KAYIT  |  HASTANE KAYIT  MEDİKAL FİRMA KAYIT
 
Şifremi Unuttum    Yeni Üye Kayıt
 
Doktorlar | İsme Hasta Soruları | Cevaplı Havuz Soruları | Hastalıklar A-Z | Hazır Soru Cevaplar | Laboratuar Testleri | Tedaviler | Teşhis Koy | Reklam Ver
Sağlık Videoları  | İlaç Rehberi | Tıp Sözlüğü | Hastaneler | Medikal Firmalar
 
 
 
 
MEDİKAL FORMÜLLER
Hamile kalma zamanı, doğum zamanı Hesaplama
Koroner Kalp Hastalığı Risk Hesaplaması
Child-Pugh Skorlaması
Vücut kitle indeksi, Vücut yüzey alanı
 
DUYURULAR
 Sayın üyeler aldığınız cevaba ek soru sormak istediğinizde ne yapmalısınız...
 
 
 
 
 
 

A B C D E F G H I İ J K L M N O Ö P Q R S Ş T U Ü V X W Y Z

Tüm Bölümler  »  Hepatoloji  »  

karında asit tedavisine genel yaklaşımlar

Ve   Veya  Aynen   
 

    Editör : Prof.Dr. Yusuf AKCAN

Güncellenme :  26.5.2011
 

Bu Doktor Soru Kabul Etmektedir.

Özel Muayenehanesi:

 


Kompanse sirozlu hastaların % 58 inde 10 yıl içerisinde asit gelişmektedir. Asiti tedavi edilen hastalar kendilerini daha iyi hissetmektedirler. Daha kolay nefes almak da daha kolay hareket edebilmektedirler. Asit tedavi edildiğinde asit sıvısı içerisindeki opsoninler spontan bakteriyal peritonite karşı koruyucu etki gösterirler. Gergin asitler karın duvarında fıtıklaşma ve diyafragma diyafram rüptürüne sebep olabilir. Bu nedenle de hepatik hidro toraks gelişebilir. Siroz dışı nedenlere bağlı asitlerde yapılacak olan tedaviler sirozda uygulanan tedavilere cevap vermez. Bu yüzden sebebin net olarak ortaya konması gerekir bunu yapmak için uygun bir öykü fizik muayene ve parasentez analizi yapılmalıdır. Bu özellikle peritoneal karsinomatozize bağlı asitler de önemlidir zira bu asitler de tuz kısıtlaması ve diüretikler asiti azaltmadığı gibi intravasküler volümü azaltacağından böbreklere zararlı olacaktır.

Genel tedavi prensipleri
Altta yatan hastalığın tedavisi
Alkolün bırakılması
Alkolik sirozlu hastalarda alkolün bırakılması hepatik histolojide düzelme sağlayabilir fibrozda azalma inflamasyonda azalma görülebilir portal basınç da düşme görülebilir tedavisi kolay olan asitlerin tamamen kaybolduğu görülebilir. Daha ilginci diüretiğe dirençli asit vakalarında alkol bırakıldığında diüretiğe cevap veren asit haline dönebilir.
Otoimmün hepatitli dekompanse hastalarda  glukokortikoid veya azothiopurin ile yapılan tedavilerde assit daha kolay kontrol altına alınabilir.
Hepatit B hastalarında antiviral tedavi verilmelidir. Diğeri siroz tiplerinin bir çoğu reversıbl yani geri dönüşümlü değildir. Bu yüzden karaciğer nakli aynı zamanda asitin de bir tedavisi olabilir.

Asiti olan sirozlu hastalarda nsaid kullanımı kullanımından kaçınılmalıdır zira NSAİD ilaçlar renal prostoglandin sentezini inhibe ederek renal vazokonstrüksiyona sebep olurlar. Bu durum asit tedavisinde diüretiklere daha az cevap verilmesine neden olur ayrıca AKUT renal yetmezliği presipite (gelişmesine sebep olmak) edebilir.
Asit varlığında herhangi bir müdahele gerekmeden düzelebilecek olan iki durum vardır bir tanesi alkolik karaciğer hastalığı bunlarda sadece alkolü kesmek yeterli olabilir bu hastalarda aşırı bir sodyum yükü vardır. Ayrıca karaciğer hasarında  geri dönüşün kabiliyeti vardır. İkinci durum asiti olan ve aynı zamanda üst gis sistem kanaması geçiren kişilerde gelişen asitlerde İV sıvı yüklemesi kesildiğinde veya azaltıldığında düzelebilir.
sodyum kısıtlaması - tuz kısıtlaması
Sirozlu hastalarda periferik bazı dilatasyon nedeniyle sodyum ve su tutulumuna yatkınlık vardır bu durum en sonunda asite ve periferik ödeme neden olur. Sodyum alımını günde 88 mEq ile sınırlamak gerekir. Bu tuz kısıtlaması bütün yiyecekleri içecekleri ve ilaçları kapsar. Bununla bilikte sadece sodyum kısıtlaması çok az bir sayıdaki asit hastasında tek başına yeterli olur. Bu yüzden diüretik eklemek genelde gerektir. Siroz hastalarında damar içinde gelişen istemek vasküler direnç ve ortalama arteryel basıçtaki düşüklük renin anjiyotensin sistemini ve sempatik sinir sistemini aktive eder ayrıca anti diüretik hormonun (ADH) salınımı artar. Anti diüretik hormon salınımın artması su atılımını azaltacaktır dolayısıyla içilen suyun vücutta tutulması hiponatremiyi getirecekti. bu durum yavaş geliştiğinden dolayı sirozlu hastalarda gelişen hiponatremi yakınma oluşturacak kadar ciddi seyretmez. Sirozlu hastalarda hiponatremi seviyesi 120 mEq/ml neyin altına düştüğü taktirde sıvı kısıtlanır. Ancak bununla birlikte su kısıtlayarak hiponatremiyi düzeltmek için çıkarılan idrardan daha ağız miktarda su almak gerekir ki  pratikte böyle bir hastada mümkün olmaz zira idrar çıkışı giderek azalır ve böbrek fonksiyonları bozulur.

Diüretik tedavisi
Diüretik tedavisinde dikkat edilecek iki husus vardır; birincisi aşırı hızla su çekilmesi ikincisi ise giderek gelişen elektroliz imbalansı dengesizliğidir. Diüretik tedavisinde önce intravasküler ortamdaki sıvı kaybedilir daha sonra periferal ödem bunun yerini alır. Periferal ödemi olmayan assit hastalarında ise intravasküler volüm kaybı sadece peritoneal yüzeyi aracılığıyla yerine konacağından bu ise günde 300 ila 500 ml iyi geçmediğinden hızlı diüretik ile yapılan sıvı kayıplarında plazma volümü yerine konamayacak ve azotemi gelişecektir.

diüretik  olarak kullanılabilecek ilaçlar ve maksimum dozları şunlardır.
Spironolactone 400 mg /gün (aldactone 100 mg ve 25 mg tb vardır)
furosemide 160 mg gün  (desal ve lasix olarka 40 mg tablertleri vardır)

aldactone, K (potasyum)  tutacağı biri diüretiktir.  karaciğer hastalığında K  düşüklüğü (hipopotasemi)  istenmeyen bir durum olduğundan,  bu yönüyle de faydası olacaktır.
Furosemide loop  diüretiği olarak bilinir daha kısa sürede daha fazla miktarda sıvı  atılımını sağlar. Bu yüzden uzun süre aynı yüksek dozda kullanılamaz. hastanın asiti yeterince azaltıldığında  dozu düşülür hatta haftada iki güne inilir.
Her iki diüretik de ileri karaciğer yetmezliğinde elektrolit dengesizliği yaparak renal sorunlar ve ensefalopati gibi  komplikasyonlara yol açabilir ki bu yüzden kullanılırken dikkatli olunmalıdır.

Parasentez
Günde dört ila beş litre parasentez ile boşaltma yapılması herhangi bir hemodinamik veya hormonal sonuca yol açmaz daha fazla boşaltmaları ise litre başına 6-8 gram albümin verilmesi veya kolloid infüzyonu yapılması önerilir.Ancak günümüzdeki bilgilere göre bununda mutlak bir gereklilik olduğu söylenenememektedir.

Hipokalemi
Asitli ve sirozlu hastalarda hipokalemiden sakınmak gerekir çünkü bu durumda amonyum yapımı artmakta bu da muhtemel bir hepatik komaya kolaylık sağlamaktadır. Hipokalemide hücre içindeki potasyum hücre dışına çıkarken hücre içerisine hidrojen iyonu girer bu durum intrasellüler asidoza sebep olur bu da renal proksimal tüplerde amonyum yapımına yol açar. Sonuçta bu amonyum beyin kan bariyerini kolayca aşarak beyinde süpresyona  yol açabilir. Başlangıçta hipokalemi olan vakalarda tek başına aldacton eklenirken potasyum düzeldiği durumda furosemid eklenir aksi taktirde hipokaleminin düzelmesi gecikir.  furosemidin potasyum arttırıcı bir diüretik olduğu akılda tutulmalıdır. Aldacton nadiren ağrılı jinekomasti yapabilir bu durumda yerine amiloid kullanılabilir. Amilorid de potasyum tutucu bir diüretiktir ancak sirozlu hastalarda yinede spironolacton kadar etkili değildir. Epleronon yeni bir potasyum tutucu diüretiktir aldacton yerine kullanılabilir jinekomasti riski daha azdır ancak bununla ilgili yapılmış yeterli sayıda bir çalışma yoktur.

Diüretik dirençli asit, diüretiğe rezistan asit

Diüretiğe dirençli görünen hastalarda öncelikle tuz kısıtlamasına uyup uymadığı kontrol edilmelidir. Bunu değerlendirmek için hastada 24 saat idrarda sodyum miktarına bakılmalıdır. Günlük toplam 78 meq/L tuz ekskresyonu mevcut ise bu hastanın zayıflaması gerekir, eğer hasta zayıflamıyor ise bu miktardan daha fazla tuz aldığı düşünülmeli ve tekrar diyetisyene gönderilmelidir. Bir hasta ancak yukardaki maksimum diüretik dozlarına rağmen günde 78 meq/L sodyumdan daha az ekskresyon yapıyorsa bu durumda diüretiğe dirençli kabul edilebilir. Bu durumdan emin olmadan hastalara diüretiğe dirençli assit tanısı konmamalıdır. Bu hastalarda idrar toplama esnasında toplanan idrarının düzgün toplanması da önemlidir zira eksik toplama günlük sodyum atılımını düşük gösterecektir
24 saat idrarın düzgün toplandığından emin olmak için 24 saatlik idrardaki toplama kreatin miktarına bakılabilir.  sirozlu stabil kreatin düzeyi olan bir erkek hastada günlük kreatinin toplam 15 mg/kg üzerinde olmalıdır, bayanlarda ise 10 mg/kg üzerinde kreatin ekskresyonu beklenir.  Ancak ileri seviyedeki karaciğer hastalarında kas erimesi olduğundan bu değerlerin daha altında bir değerler gelebilir.
Sirozlu hastaların diüretik tedaviyle idrarda yeterli miktarda sodyum atabildiklerini anlamak için başka bir metot daha vardır. Na/K oranı spot olarak herhangi bir zamanda idrar alınarak bakıldığında diüretiğe direnci gösterebilir. Çünkü diüretik almayan bir sirozlu asit hastasında idrarda sodyum atılımı düşük, potasyum atılımı ise yüksek olur. Bunun sebebi sekonder hiperaldesteronizmdir. Eğer hasta diüretiğe cevap veriyor ise Na/K oranı > 1 üzerinde olur. Bu şekilde randomize olarak alınan spot idrar örneğindeki Na/K oranı 1in üzerinde olan hastaların % 90 ında  diüretiğe cevap olduğu görülmüştür. Sirotik hastalarda furosemid kullanımında IV kullanımı tercih etmemekte fayda vardır. İnanılanın aksine oral olarak alınan furosemid yeterince etkilidir. İntravenöz olarak verilen furosemid ise diyürezin ötesinde bir renal fonksiyon bozukluğuna sebep olabilir ve bu da hızlıca artan bir azotemiye yol açar.  Bu durum ise hepato renal sendrom ile karışabilir.
Aynı şekilde asitten hızlı kurtulmak gerektiğinde intra venöz furosemid yerine parasentez bile daha iyi bir opsiyon olabilir. Alkolik hastalarda asit tedavisi esnasında bir süre sonra diüretiğe ihtiyaç kalmayabilir bu noktada dikkatli olunmalıdır. Hastanın diüretiğe ihtiyacı kalıp kalmadığı siz asitin ve ödemin kaybolmasından, ortostatik hipotansiyon gelişmesinden veya azotemi gelişmesinden anlaşılabilir bu noktalara dikkat etmek gerekir.







Bu yazıyı yazan Doktora ulaşım bilgileri:
yusuf akcan muayenehanesi
Prof. Dr. Yusuf AKCAN
Gastroenteroloji Uzm.
Ozel Mehmet Toprak Hastanesi
Tel. : 0 216 225 49 49 Tel. : 0 216 225 49 49  

Cevizli Mahallesi, Bagdat Cd. No:547, 34846 Maltepe / Istanbul
( Bagdat Cd. minibus yolu uzeri)

İlgili Kelimeler Listesi:  assit, siroz, karında sıvı toplanması

Not:  Aşağıdaki mavi linklerden ilgili kelimeler için tek tıkla site içi arama yapabilirsiniz..
 

Bu Hastalık 12352 kez okunmuştur.
+1 e tıklayarak Gmail de dostlarınıza bu yazıyı tek tıkla gönderebilirsiniz
 
BU KONUDAKİ ANA MAKALELERİ OKU: 

Siroz nedir?
 
DİĞER İLGİLİ YAZILARI OKU
 assit    siroz    karında sıvı toplanması  
 
 

Bu Sayfayı Arkadaşına Gönder Oda Okusun..    
Adın Soyadın :
   
Arkadaşının Adı Soyadı :
Mail Adresi :
 

 
 
 
 
 
 
 
 
Anasayfa  |   Hastalıklar  |   Üye Doktorlar  |   Hasta Soruları  |   İlaç Rehberi  |   Tıp Sözlüğü  |   Konsültasyonlar  |   Sağlık Haberleri  |   Medikal Hesaplar  |   Güncel Tedaviler  |   Kategorize Hazır Soru-Cevaplar  |   Tanısal Algoritma  |   Reklam  |   İletişim | 

Sponsor Linkler:   
Copyright © Telif hakkı © 2007-2017 Saglikdanis.com
Yasal uyarı: Bu sitede yayınlanan resim, yazı ve diğer uygulamaların her hakkı Akcan Sağlık Hizmetleri. Ltd. Şti. 'ye aittir. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Bu site kişileri sağlık alanında bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler tanı ve tedavi amaçlı kullanıldığında sorumluluk tamamen kullanıcıya aittir. Siteye girmekle bu şartları okumuş, anlamış ve kabul etmiş sayılırsınız. İçeriği izinsiz kullanmak yasaktır