 |
 |
Güncellenme : 16.11.2011 |
| |
|
|
|
 |
|
|
|
Tümüne Gözat
|
| |
Uykuya dalma, uykuyu sürdürme ve sonlandırmaya ilişkin sorunlar,
dinlendirici olmayan uyku, insomnia (uykusuzluk) karşılığı kabul
edilmektedir. Gündüzleri yorgunluk hissi, duygu alanında değişmeler
(huzursuzluk, hırçınlık gibi), verimlilikte azalma, hatta düşünsel
işlevlerde bozulma tabloya eşlik edebilmektedir.
Uykunun Dönemleri
Uykuda farklı 5 dönem dikkati çekmektedir. Bu dönemlerden birisi REM
(Rapid Eye Movement) diğerleri ise Non-REM olarak adlandırılmaktadır.
Non-REM dönemi kendi içinde iki ana bölüme ayrılabilir:
Yüzeyel uyku (1. dönem ve kısmen 2. dönem); Derin uyku (3. ve 4.
dönemler). Bu dönemleri içine alacak şekilde bir tanım yapılırsa uyku,
uyanıklıkla 5 uyku dönemi arasındaki periyodik geçişlerdir denebilir.
Genellikle kısa bir uyanık dönemden sonra insanlar 1., 2., 3. ve 4.
döneme girmektedir. Uykunun başlamasından yaklaşık 90-120 dakika sonra
da ilk REM dönemi ortaya çıkmaktadır. Daha sonra da 90-120 dakikalık
aralarla bir gecede 3-5 REM döneminden geçilmektedir. Genç erişkin insan
uykusunun yaklaşık olarak %5-10’unu 1. dönem, %45-60’ını 2. dönem,
%20-25’ini 3. ve 4. dönem ve %20-30’unu REM dönemi kapsamaktadır. Genel
olarak uykunun ilk üçte birlik bölümünde Non-REM, son üçte birlik
döneminde de REM uykusu daha fazla yer almaktadır.
Yüzeyel uyku, uyku-uyanıklık geçişi arasındaki dönemi oluşturmakta olup
bu dönemde insanlar kolaylıkla uyandırılabilmektedir. Derin uyku
sırasında insanın uyandırılabilmesi için daha şiddetli uyarana ihtiyaç
vardır. Bu dönemdeki değişimlerin, bedensel dinlenmeye, yenilenmeye
hizmet ettiği kabul edilmektedir. Derin uykunun yeterince uyunmadığı ya
da deneysel olarak ortadan kaldırıldığı durumlarda ise insanlar
dinlenemediklerinden, sabah yorgun kalktıklarından, yeni bir günün
yükünü taşıyacak durumda olmadıklarından yakınmaktadırlar.
Rüyaların Görülme Zamanı
Rüyaların % 80’inin REM sırasında görüldüğü bilinmektedir. Bu dönemdeki
değişimler, fizyolojik aktiviteler açısından uyanıklığa benzerlik
göstermektedir. REM’in işlevi konusunda iki temel açıklama vardır:
birincisi, REM’in amacı gün içinde yaşananları unutmaktır, ikincisi, REM
uyanıklıkta alınan bilgilerin düzenlenmesinde hizmet eder.REM’in birey
için gerekli bulunmayan kayıtları silerek, gerekli olanları düzenleyerek
ertesi güne duygusal ve düşünsel olarak hazırlanmaya hizmet ettiği
söylenebilir.Ayrıca hayvan deneyleri, öğrenme ile REM arasında yakın
ilişki olduğunu ortaya koymaktadır.
Uyku Bozukluklarının Yaygınlığı
Uyku bozukluklarının genel populasyonda yaygınlığı % 15-35 civarında
olup, % 10-20 oranında ağır ve kalıcı bir şekilde uykusuzluktan
yakınanlar bulunmaktadır. İnsanların % 50’si yaşamlarının bir döneminde
uykusuzluk çekmektedirler. Bu insanların yarısının sorunlarının ciddi
boyutta olduğunu ifade etmeleri, uykusuzluğun önemli ve oldukça yaygın
olduğunun bir göstergesi olarak kabul edilebilir.
Yaşa ve Cinsiyete Göre Uyku Sorunlarının Değişimi
Araştırmalar kadınların daha fazla uykusuzluk yakınması bulunduğunu
göstermektedir. Yaşın ilerlemesiyle birlikte uyku ihtiyacı da
azalmaktadır. Gençlerin daha çok uykuya dalma güçlüğü çektikleri,
yaşlıların ise uykuyu sürdürmeye ilişkin sorunlarının ön planda olduğu
dikkati çekmektedir. Yaşlılıkla artan hastalıkların uykusuzluk oluşumuna
katkısı da yadsınamaz. Süregen uykusuzluk, kadınlarda, yaşlılarda ve
bedensel ya da ruhsal hastalıkları olanlarda yaygındır.
Uykusuzluğun İnsanı Üzerindeki Etkileri
Uykusuzluk, hasta için uyuyamamanın ötesinde anlam taşımakta,
psikososyal, mesleki alanlarda da sorunlara yol açmaktadır.
Araştırmalar, uykusuzluğu olan insanların günlük yaşamlarında ve genel
sağlık alanlarında daha çok sorunları olduğunu, giderek yaşam
kalitesinin düştüğünü ve zaman/enerji yönünden daha çok yardım aramaya
yöneldiklerine işaret etmektedir.
Ruhsal Bozukluklarda Uyku Sorunlarının Görülmesi
Psikiyatrik bozukluklarda uykusuzluk yakınmasının % 75 oranında
bulunduğu dikkati çekmektedir. Bunların içinde depresyonda ortaya çıkan
uyku bozuklukları özel bir yer tutmaktadır. Depresyonda olan kişilerin
uyku örüntüsündeki değişiklikler biyolojik gösterge olarak kabul
edilmektedir. Bu örüntüdeki tipik özellikler, kısa sürede REM dönemine
girme, geceleri sık uyanma, sabahları erkenden uyanma olarak
özetlenebilir. Anksiyete (kaygı) tablolarında ise çoğu zaman uykuya
giriş sorunları ön plandadır. Bu hastaların bir bölümü gerginlik
nedeniyle, yeterince gevşeme elde edemediklerinden uykuya zorlukla
girebilmektedirler.
İlgili Kelimeler Listesi: UYKU PROBLEMLERİ
Not: Aşağıdaki linklerden ilgili diğer
konuları
okuyabilir,
mavi
linkler
hızlı
site içi
arama
yapabilirsiniz
|
|
|